4 Haziran 2013 Salı

kürkçü dükkanı

kapıları gıcırdayan bir evden yazıyorum.
şimdi sana 'istanbul'un olarak halet-i ruhhiyemi izah edeyim.

berbat bir haldeyim.
düşün ki boğazımın yerinde yeller esiyor.
ayrı düşmüşüm diğer yarımdan.
benden medet uman nicesi var,
ve ana avrat söven de.
zoruma gidiyor, her ikisi de.
kaybolsam, yok olsam diyorum,
silinsem tüm hafızalardan.
ara sokaklarım, çıkmazlarım,
varoşlarım,
Tanrıya inandıran güzelliklerim,
galatam, haliç'im, istiklalim,
el değmemiş, göz görmemiş olsa yeniden.
olamaz di mi? biliyorum.
ben aslında ne çok şey biliyorum.
bakma sen,
bilmemem gerekenleri bilmekten hep
bu sebeb-i eziyetim.
sanma ki sadece sana haz veriyor,
bana gözün kapalı sövüşlerin,
ben de sendenim.
fark etmediğin bir şey söyleyeyim sana
ama şaşırma,
çizgilere basa basa yürümeye çalışıyorum
kaldırımlarda.
haklısın;
iyi sükse yaptım bu orospuluğumla.