makyajdan hoşlanmıyorum, ama yine de gözlerimi boyamayı seviyorum, her gün. moralimin bozuk olduğu gecelerde o makyajı gözlerimden temizlemek istemiyorum. sabaha kadar daha çok aksın, daha çok bulansın istiyorum yüzüme. böyle olduğunda, sabah yüzümü temizlerken kendimi iyi hissediyorum. sanki yeni bir başlangıç yapmışım, sanki büyük bir dertten kurtulmuşum gibi. saçmalık işte.
fakat bugün bir şey fark ettim, bu hayatımın yönetimini elimden almış bir huyun izdüşümü adeta bende. tıpkı gözüme çektiğim sürme gibi, mecazen daha güzel hissetmek ya da görünmek için hayatıma insan alıyorum. hatta zaman zaman bozulmalar olursa, tıpkı bir sürme gibi tazeliyorum düzeltiyorum. vakit ilerledikçe o insan çirkinleşmeye başlıyor, bana verdiği zararlar düzeltilemez hale geliyor. belki mantığım sol yanıma yenik düştüğünden, belki üçüncü dördüncü şansa boyun eğmemden, onu hayatımdan çıkarmayı erteledikçe erteliyorum. oysa tam zamanında yapabilsem bunu, hem kolay olacak; hem söz konusu insan pisliğini bulaştıramamış olacak. hatta belki tam da mutlak mutluluk olacak.
hayatınızda yüzünüzdeki makyaj gibi yer edinen insanlar cilayı yüreğinize değil sadece yüzünüze çekerler. oysa insanın en güzeli hali doğal halidir, bu yüzden gerçek dostlarınızla beraberken çok daha güzelsinizdir.
kolay olan yanı ise, sizde boyadan öteye geçemeyen insanlardan temizlenmek için sadece bir parça pamuğa ihtiyacınız var.
bu sabah yeni bir başlangıç yapmış gibi, üstümden büyük bir yük kalkmış gibi; aynadaki aksime göz kırpıp yeni göz makyajımı yapmaya koyuluyorum. ama bu kez makyajı kişileştirmiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder