gök delindi sanki; nasıl bir soğuk, nasıl yağmur o. toprağın içine koydular, soğuğu hissetmedim. kaç m3 toprak attılar üzerine? hesaplayamadım.
geçen sene nurhak'ın annem annem sayıklamalarıyla gömdüğümüz annesinin ayak ucunda yer açmışlar halama. tabutunun üzerinde oyalı bir yazma. 'çok soğuk' dedim, yükselmedi sesim.
geçen sene nurhak'ın annem annem sayıklamalarıyla gömdüğümüz annesinin ayak ucunda yer açmışlar halama. tabutunun üzerinde oyalı bir yazma. 'çok soğuk' dedim, yükselmedi sesim.
içimde kocaman bi yara var. 'yetişemedim koştum ama yetişemedim' diye sayıkladım sürekli.
'yorulmadın mı sen dünden beri?' yok yorulmadım bir sağa bir sola koşturarak günah çıkardım sanki. nasıl da kaptırıyoruz saçma sapan şeylere kendimizi. dağılan babama ne yapmalı şimdi?
nurhak'ı gördüm bi ara elinde küçücük bir demet kır çiçeği, çömelmiş annesiyle halamın arasına.
başımı öne eğdim; o iğrenç laçka toprak, o turuncuya çalan toprak yine ayakkabılarımda, paçalarımda.
halamı toprağa koydular, güzel yüzü çürümeye başladı; belki bundan sonra benzemeye başlarım ona. kardeşlerine, ve gözlerinden hiç ayrılmayan güzel kızına kavuştu belki de kim bilir. belki de bitti acıları kim bilir.
elimde ıslak bir bezle botlarımdaki çamura bakıp ağladım bu sabah.
; (
YanıtlaSil