büyüdüğü sokak o kadar da büyük gelmiyordu gözüne, yuvarlandığı merdivenler o kadar korkunç değildi. burdan düşüp bi insan yüzünü parçalayabilir miydi? 'oynama iz kalacak' uyarılarına rağmen inatla da oynamıştı yarasıyla. insan 7sinde neyse 25inde de sahiden o muydu? annesinin pazar poşetleriyle düştüğü o yokuştan dikkatli dikkatli indi aşağıya, temkini elden asla bırakmıyordu. binanın içine girebilmek için ayaklarını olanca gücüyle kaldırması gerekmiyordu artık. değişen bir sürü şey vardı, ama sanki bir o kadar da aynıydı her şey.. kendinden sonraki yaşanmışlıkları hiçe saymayı tercih ediyordu. gözleri doldu genzi tıkandı defalarca, attı da attı gerilere. 20 sene sonra tekrar dokundu o yatağa, sanki hiç ev sahibi tarafından cilası kaldırıla kaldırıla olanca gücüyle silinmemiş gibi. sokağın sonuna kadar yürüdüğünü düşünüyordu oyun oynamaya gitmek için. sokağın sonu iki bina ötedeymiş mesela, yeni fark etmişti.
yaramazlık yaptığı zaman saklandığı merdivenin altına tekrar girmek ve bütün ömrünü orada tamamlamak ne iyi olurdu.
ama hem bedeni hem içinde biriktirdikleri oraya sığmayacak kadar büyümüştü de büyümüştü.
üstüne üstlük yaptığı yaramazlıkların hesabını soracak olanda, annesinin merhametinin onda biri dahi yoktu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder