3 Eylül 2011 Cumartesi

hayalet


-seni seviyorum. bunun nesi garip? kulaklarımı sıkıca kapadığımdan emin olabilirsin. tabii ki içten içe senden dünyamı değiştirmeni bekliyorum. bu isteği bastırabilirim sorun değil, ama sana olan sevgimi bastıramam. bütün mesele bundan ibaret. 

sevginin çeşidi olmaz, gerçekten olmaz. -benim olan her şey senin, her şey. her şeyden çok, benim olan tek şey ben olduğumdan büyük bir kabullenişle seninim. senden sakladığım hiçbir şey yok, senin dışında.-

bazen bilmek istiyorum, bütün gereksiz şeyleri. belki bütün savaşları, belki bütün tıp terimlerini ya da ne bileyim sürüngen çeşitlerini. bazense her şeyi unutmak istiyorum, dünyanın hem güneşin etrafında hem kendi etrafında döndüğünü, bir günün yirmidört saat olduğunu, isim tamlamalarının çeşitlerini.  -beni seninle kimsenin olmadığı ıssız bir yere koymasınlar. beni milyonlarca insanın arasına bıraksınlar, ben seni arayıp bulayım. ben yine de sana koşayım.-

belki söylediklerim mantık dışı, ama beni neyle yargılayacaksınız? birazdan sabah ezanı okunur, birazdan gözlerimden yaşlar dökülür. her gece ölüyorum, her sabah diriliyorum. gün içinde de ölmelerim olmuyor değil. ama beni ne ile yargılayacaksınız?

ona dokunuyorum diye mi kızıyorsunuz? sarılıyorum diye mi, okşuyorum diye mi? aramızdaki fark bu, siz baktığınızda iki kişi görüyorsunuz, oysa ben ona baktığımda kendimi görüyorum.  -kendimi senden ayırt edemiyorum.-

-seni seviyorum ve sevginin çeşidi yok. sahiden yok. peki ya sen beni ne ile yargılayacaksın?-

"öylesi dostluklar vardır. o dostla konuşmak, o dostla yolda yürümek, bir lokantada yemek yemek, o dostla yatmak. o dosttan gizlenecek, o dosttan saklanacak, o dostla paylaşılmayacak hiçbir olgu yoktur. ne bir cinsel boşalma, ne de cinsel organ. hayalet bu dostlardandır."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder