10 Ekim 2013 Perşembe

zeynep'e

şimdi sen,
kim bilir kaç insan adımı uzakta,
ama aynı göğün altında
biliyorum uyumuyorsun
aklında soru işaretleri, çelişkiler
sol yanında artık göğüs kafesini
laçkalaştırmış ağrılarla baş başasın
tek başınasın, karanlıktasın
yaşamak az da olsa anlam kazanıyor,
beni ışık bellediğinden;
seni yoldaş bildiğimden
kızma bana ama
vakit isyanı çınlıyor kulağıma.
var olduğunu bilmek bir yana
sevmemene rağmen çay koyup
bana eşlik etmen bir yana

şimdi sen,
iyi de olsan kötü olsan
bir 'nasılsın'ımı beklersin,
cevabıma göre de ruh halini belirlersin
bilmeyene izahı zor, ve hatta fütursuzca
şimdi ben
bu kahrolası karanlıkta
ellerini tutup sana
şunu söylemek isterdim
ecdadım sulara gömülmeden karşıya geçebilmiş ama
benim köprü yapmaya da,
enkaz toplamaya da,
gücüm kalmadı cancağızım.
söyle, ne yapmam lazım?

30.05.2013

7 Ekim 2013 Pazartesi

hiçbir sanata gerek duymadan; en yalın haliyle.


atakan'ın doğum günüydü bugün; başarısız dediğine bakmayın, zorladım gönderdim. mazimiz kelimenin hakkını verecek kadar derin onunla. "o gün" idrak etmiştim, kaybetmemek için elimden geleni yapmam gerektiğini. bana 'numaram sende yok mu?' demesiyle bir sürü farklı his akın etmişti içime. bunun izahı zor, bunun izahı o geceki nemli gözlerimizde. bir şey söyleyemememizde, ağladığımızı çaktırmamaya çalışmamızda belki. o geceden sonra, kapıyı ne zaman çalsam, açacaktı bildim. ben onun yüreğindeydim bildim. az az konuştuk, kimi zaman buluştuk, kimi zaman sarıldık. geçmişi iyisiyle kötüsüyle güzel anabilmek, birbirimizi mazur görebilmek bize çok yakıştı. ona sarıldığımda geçmişe sarılıyorum, ona gülümseyince geçmişe gülümsüyorum. geçmiş, bir an için de olsa gül bahçesi olabiliyor sayesinde.
 

6 Ekim 2013 Pazar

bu nasıl bir hayal kırıklığı? yüzümü buruşturdu her bir kelimen. sen bu muydun? sen bu olmamalıydın. 
benim bu şoku atlatmak için ne kadar zamana ihtiyacım var sence?
başka bir paralel evrende, mutluyuzdur umarım.

1 Ekim 2013 Salı

beyazgemi

yolun mu değişti, yolcun mu
neyi anlatacak bana rengin çocuk?