18 Kasım 2016 Cuma

insanlar gelip geçiyor buna alıştım artık. daha normal tepkiler verebiliyorum bu devinime. belki büyümüşümdür de ondandır, belki pişmişimdir de ondandır. bilemeyeceğim.
ama bildiğim tek bir şey varsa o da şu;
birlikte uyumak alışkanlık yapar.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Elinde rengarenk bir pankartla
Otobüs durağında.
Herhalde ilk eylemi olacak,
heyecanlı,
Yüzünden okunuyor telaşı.

Evine giden yolun iki arka sokağı
Hava karanlık, buz kesiyor ortalık
Kaldırımda bir gölge,
Koymuş başını sevdiğinin göğsüne.
Tedirgin.
Bir yıldız kaysa
Onunla ölmeyi dileyecek.

Caddenin en köhne köşesinde
Bir kafede,
Kafe basit ve sade.
Masada bir bardak çay
Elindeki kitaba dalmış,
Kimse görmüyor onu
Nihayet kendiyle baş başa.


Şimdi saçlarındaki beyazlara bakıyor aynadan.

28 Temmuz 2016 Perşembe

Aç gözlerini, kamaşmayacak!
Olsa olsa cılız bir mum ışığıyım,
Yalnızca zifiri karanlıkta görülebilen,
Ve yandıkça kendini de tüketen.
Sen yine de güneşi unutma.

Peş peşe bir sigara, bir sigara daha..
Bana bir parça bulut,
Bir avuç incir yaprağı yetmez,
Sen yine de gölge etmeyi unutma.

Bu telaşlı adımların adresi cebimde yok,
Sabrı öğrenmeden ölmem muhtemeldir.
Ve bunca çaban benimle toprağa gidebilir.
Sen yine de fısıldamayı unutma.

25 Temmuz 2016 Pazartesi


bir sigara yaktım. sevgili welat bir şeyler yazmam için çok ısrarcı. yazamıyorum dedim fakat ikna olmadı.
söyleyecek çok şey var, ama aynı zamanda hiçbir şey yok. 'içimdeki şarkı bitti.' tekrar çalar biliyorum, çünkü benden çok uzakta olsalar da ılık nefeslerini yanı başımda hissettiklerim var hala. onların da misyonu bu sanırım benim hayatımda, ben düşüyorum, onlar sarılarak kaldırıyorlar. sarılmak ne güzel şey!
çok güzel insanlarla tanıştım, çok güzel yerler gördüm. güneşin sofrasına oturdum defalarca.
ne mutlu bana.
fakat her sabah gördüğüm çirkin suratları yok edemiyorum. derin bir 'sabır' çekiyorum, ama yüzlerini buharlaştıramıyorum. yarını bilmiyorum, bilen bilir; yarını bilmediğimde ne kadar huzursuz oluyorum.

her sabah hayal kırıklıklarıma 'günaydın' diyorum.

yatağımın altında bir ceviz yaprağı var.

ağaçlarla selamlaşabileceğim günleri bekliyorum.

19 Haziran 2016 Pazar

Güzellik gerçekten nasıl baktığıyla ilgiliymiş insanın. Gözlerin artık güzel gelmiyor, hayret! seni gördüğümde içime dolan o ılık hissin esamesi yok. Huzur yok, güven yok, içimden büyüyüp gelen kocaman gülümsemeler yok. Kendimi bulunduğun yerlere ait hissetmiyorum artık. Bütün güzelliğin toz olup uçtu sanki. Bütün güzelliğini bir mezara gömdük ama üzerinde bir çiçek bile yeşermeyecek belli ki.
Fakat hala içime biri iğne batırıyor. Kaçmıyorum, bırakıyorum canım doya doya acısın.

12 Haziran 2016 Pazar

elimden bıraktığım anda birbirlerinden ayrılmaya başlıyorlar. ve ben her ikisinde de kendi yansımamı görüyorum artık. her nefes alışımda oksijeni değil de yalnızlığı çekiyorum sanki içime. kocaman bir boşluk bu. özlüyorum ama duyumsayamıyorum. 
olsun, zaten defne yaprakları dalından koparılmamalı.


11 Haziran 2016 Cumartesi

cehennemin izdüşümü burası. ama ben küçük cennetler yaratmak istedim. bütün dünyayı güzelleştirecek gücü ya kendimde bulamadım, ya işime gelmedi. bilmiyorum.
sonra zaten küçük cennetlerim de yıkılmaya başladı tek tek, belki de hep beraber.
cennetlerin tanrıları intihara fazla meyilli çıktı. koca bi hüsran, koca bir çaresizlik ve beraberinde göğüs ağrısı. yücelttiğim şeyler sonumu hazırlıyor ve ben tövbe etmeyi de bırakıp şaraba devam ediyorum.

öyle yaratılmışım ki, umutsuzluk hücrelerimde fazla nefes alamıyor. elbet yine inşaya devam edeceğimi biliyorum. onlarca cennet yaratıp hepsinin yine yerle yeksan olacağının ayırdındayım, belki küçük cennetler yıkılmak içindir. belki Firat yine haklı, çözüm bütün dünyayı cennete çevirmekte.
ama yılmayacağım belli. bu yolda yalnızlık alınyazımsa şayet, onu da başıma taç edeceğim. öğreneceğim elbet.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Bütün cemaat önce merhuma ağladı, sonra hayatını enkaza çeviren geçmiş ölülerine. Annem ablasını düşünüp ağladı, kuzenim annesini. Soldaki yaşlı kadın genç yaşta kaybettiği kocasını hatırlayıp ağladı, belki hiç unutmadı. Ben de içimden ağladım. Tören boyu meftaya ağlayan bir ananem vardı sanırım, çünkü kardeş acısını bastıracak şey yokmuş öyle diyorlar.

Acılar birbirini çağırıyor işte.

Bu şehirdeki bütün mezarlıklarda sevdiklerim var.

17 Mayıs 2016 Salı

Eskiden geceleri korkunca onu arardım, saat fark etmezdi. Uykulu bir sesle açılırdı o telefon. Yine korkuyorum, fakat kimseyi aramak gelmiyor içimden.

10 Şubat 2016 Çarşamba

dans ediyor küçük bir kız
terzi kadının uykusunda,
melodisi kuş sesleri,
ve bulutlar ayaklarının altında

uğraşmayacaktı artık;
inatla kendisine büyük gelen hayatı
üzerine uydurmaya.
dikiş tutmayan sökükleri
ve kocaman yamalarıyla
çıkarıp attı o giysiyi yatağının kenarına
ne iğneden nasır tutmuş parmakları,
ne de makinası başında öksüz kalmış
rengarenk kumaşları,
ağlayanı olmayacaktı arkasından nasıl olsa

bir avuç insan,
cansız bedeni etrafında,
bir avuç şaşkın bakış

dans ediyor küçük bir kız
siyah beyaz rüyasında
kırmızı pabuçlarıyla

7 Şubat 2016 Pazar

gül bahçesi

gözümün önünden geçen görüntüler silsilesi. nasıl yazacağımı bilmiyorum ama bi umut belki dökersem rahatlarım. hıçkırıklarımı göz kapaklarımın ardına sakladım, çıkmak için pusuya yatmış gibiler. zor zaptediyorum. halasına benziyor diyorlardı benim için, nerede bende o güzellik diyordum.  'bahtın benzemesin' diye peşi sıra gelen cümleler artık daha da mesnetleşti sanırım. halamın evi her zaman tertemiz, yemekleri çok lezzetli olurdu. sürekli çamaşır suyu dökerdi tuvalete, klozete bakıp bakıp ağladım dün. evet klozete bakıp, bir ara çamaşır suyu aradım dolaplarda, deli sanarlar diye durdum sonra. güçlü görünmeye çalışmak bir insanı yıpratıyomuş,

gök delindi sanki; nasıl bir soğuk, nasıl yağmur o. toprağın içine koydular, soğuğu hissetmedim. kaç m3 toprak attılar üzerine? hesaplayamadım.
geçen sene nurhak'ın annem annem sayıklamalarıyla gömdüğümüz annesinin ayak ucunda yer açmışlar halama. tabutunun üzerinde oyalı bir yazma. 'çok soğuk' dedim, yükselmedi sesim. 
içimde kocaman bi yara var. 'yetişemedim koştum ama yetişemedim' diye sayıkladım sürekli.
'yorulmadın mı sen dünden beri?' yok yorulmadım bir sağa bir sola koşturarak günah çıkardım sanki. nasıl da kaptırıyoruz saçma sapan şeylere kendimizi. dağılan babama ne yapmalı şimdi? 


nurhak'ı gördüm bi ara elinde küçücük bir demet kır çiçeği, çömelmiş annesiyle halamın arasına. 
başımı öne eğdim; o iğrenç laçka toprak, o turuncuya çalan toprak yine ayakkabılarımda, paçalarımda.

halamı toprağa koydular, güzel yüzü çürümeye başladı; belki bundan sonra benzemeye başlarım ona. kardeşlerine, ve gözlerinden hiç ayrılmayan güzel kızına kavuştu belki de kim bilir. belki de bitti acıları kim bilir.

elimde ıslak bir bezle botlarımdaki çamura bakıp ağladım bu sabah.


10 Ocak 2016 Pazar

Seni öyle çok özlüyorum ki sana olan hasretimi bütün özlemlerime payda yapınca, ortaya sadeleşebilen basit kesirler çıkıyor. Seninle beraber kendimi özlüyorum, ağaçları, toprak kokusunu, kuşları özlüyorum. Umudumu özlüyorum.

Sen ki bütün ülkemi kuraklıktan kurtaransın,
bir damlanla temizlenecek ellerimin kiri.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Günaydın.
Pazar sabahı, şantiyedeyim. Çay taze, kahvaltı saçma sapan. Hava çok soğuk, sinirliyim. Herkese bağırdım. Sol ayak bileğimde korkunç bi ağrı var, ve asırlarca uyuyacak kadar çok uykum. Art arda üç tane sigara yakacağım. Bütün beklentilerimden vazgeçmeliyim. Evvela bundan vazgeçmeliyim. Hava çok soğuk demiş miydim? Masaya başımı koyup uyuyasım var.

2016

yeni yıla girince heyecanlanmalarım radikal kararlar almalarım çok geride kaldı artık, bana hiçbir şey hissettirmiyor takvim yaprakları. 2015 2016 2017.. yaşlanma belirtileri vol.bilmemkaç.

"komşu binaların veya bina bloklarının kat döşemelerinin bütün katlarda aynı seviyede olmaları durumunda α = R / 4 alınacaktır. "

yeni yılda α'nın ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
başkalarına az, kendime çok zaman ayırmak istiyorum.
kitaplara geri dönmek istiyorum.
kendimi sevmek istiyorum.