15 Ağustos 2011 Pazartesi
bir saniye
anlatırım ama bana karışmamalısın. neyse ki yazdıklarımı üzerine almayacak kadar aptalsın.
ilk gördüğümde sıradanın ötesine geçemeyen yüzün, artık bana insanüstü bir güzellikte görünüyor. gözlerin mesela, ya da dudakların, ya da tek birine odaklandığım gamzen mesela. biblo gibi resmen. seni alıp götürüp televizyonun üstüne koyasım var. sıkıldıkça bakarım, ne var? neyse işte.
çok sevmek tuhaf bir şey. ben yakın geçmiş zamana kadar bu evredeydim tam da. 'çok sevmek'. öyle ki ağzından çıkacak tek bir sözcük yetip artardı beni dağıtmaya.
insanın içine ağır geliyor 'çok sevmek', kasıyorsun kasıyorsun da bir yerden sonra taşıyamıyorsun. bırakıyorsun kendini, içten bir 'amaaan' diyorsun. sonra o sevgi ellerine, gözlerine, sözcüklerine yansıyor. dokunmak istiyorsun, görmek istiyorsun. böyle alıp yüreğinin taa içine sokmak istiyorsun. beş duyu organının da sınırlarını zorluyorsun, ille de sevgimi anlatacağım diye yanıp tutuşuyorsun. mantığın gerçekleri gözüne gözüne sokuyor, ama bir bakıyorsun ki kör olmuşsun. içinden bir ses sana 'yüzsüzsün kızım!' diye bağırıyor ama sen çoktan sağır olmuşsun. öyle işte.
şimdi bakıyorum, bugün yani, öyle oturduğum yerden. geçmiş o 'çok sevmek' evresi benden.
artık gözlerinde sıcaklık göremesem de olur. artık elini sıkıca tutan elimi sıkıca kavramasan da olur. gerçekten incinmelerimi trip yerine koyup geçsen de olur. hatta bak mesela yanımda başkalarına sarılıp bana sade 'naber' desen de olur. üzülmem, takılmam, aldırış etmem. ben sana seni sevdiğimi söyleyeyim, sen teşekkür et sonra. kırılmam, alınmam, hiç üstünde durmam inan daha da.
kim nasıl tanımlar bilmiyorum. ama ben bunun adına sözlüğümde ne dendiğini çok iyi biliyorum. böyle sabun köpüğü gibi bir şey.
severken karşılık beklersin, kimse seni ayıplamaz. ama bu öyle bir şey ki, karşılık almanla almaman arasında bir fark yok artık. bu ben miyim suali yok. yolumu bulayım telaşı da yok.bu öyle bir şey ki, sana duyduğum şey seni aşıyor haberin yok. karşılık beklemek yüreğime haksızlık olur, bundan gayrı.
düşün ki leylasıyla arasında engel kalmayan mecnun bile 'sen leyla isen benim içimdeki kim?' diyebilmiş. şimdi tutup laf üstüne laf söylemek bana mı kalmış?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder